Rıza Zelyut

Üyelik süresi

1 ay
Ad - Soyad
Rıza Zelyut
Unvan
Araştırmacı - Yazar

Yazarın Yazıları

26 Mayıs’ta bu köşedeki yazımın başlığı “Ülkem Adına Korkuyorum”du.

2015’te olduğu gibi, siyaseti yönlendirmek için yine cinayetlerin işlenebileceği olasılığından söz etmiştim o yazımda…

ABD  Başkanı Biden, 24 Nisan’da Türkiye’yi Ermeni soykırımı ile suçladı.

 

Ne günlerdi o günler!

Başta son sıkı yandaşlardan Demirören’in CNN Türk’ü olmak üzere bütün kanallarda Biden aşağılanıyordu.

Trump’ın seçimi kazanması için dua seansları düzenleniyordu.

 

Yaşadıklarımıza bakınca aklım duruyor. Acaba bunlar gerçek mi yoksa bir bilimkurgu filmi mi izliyorum diye sorduğum oluyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü, ülkede 30’dan fazla mafya grubu olduğunu bildiriyor. Ama bu yasadışı örgütlenmelere dokunulmuyor.

 

*2011 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün (FB) borsa değeri 1,5 milyar dolar düzeyine yükselmişti. Diğer üç büyük kulübümüzün toplam değerini yakalamıştı. Ülkenin en büyük işadamları bu kulübün yöneticileri olmuşlardı.

 

Türkiye bugün “Rüzgârların önünde kuru yaprak misali” sağdan sola soldan sağa savrulup duruyor ya…

Paramız pul oldu; değeri yerlerde sürünüyor ya…

Üniversite bitirmiş gençlerimiz bile işsizlikten inim inim inliyor ya…

Perişan olan esnaf intihar etmeye başladı ya…

Dünya ülkeleri arasında hiçbir kıymetimiz kalmadı ya…

 

Ekonomik açıdan baktığınız zaman acı bir gerçekle karşılaşıyorsunuz: Türkiye; kılıfına uydurulmuş vurgunun yapıldığı ülkelerin başında yer alıyor. Zaten Dünya Yolsuzluk Algı Endeksi de bu gerçeği ortaya koyuyor.

 

Yıl 1936: Yanmış yakılmış, hastalıklarla kırılan bu topraklarda yeni bir devlet kurulmuş. Öyle bir devlet ki bütün dünya gıpta ile bakıyor. Dün savaştığımız İngiltere’nin eski kralı Edvard, bu büyük değişimi görmek için Türkiye’ye geliyor. Kurucu Lider Mustafa Kemal’in elini sıkmaktan duyduğu onuru dile getiriyor.

 

Yazılarımı okuduğunuz bu Avrasya Yatırım sitesini izleyen siz okurlarımız, Türkiye’nin gerçek fotoğrafını görüyorsunuz. Ülkenin içine itildiği ekonomik bunalım, her alanı vuruyor. Çürüme yukarıdan başlayarak sokaklara yayılıyor. Ekonomik bozulma toplumsal, siyasal, kültürel ve hatta inançsal çürümeye yol açıyor.

 

Bir haftadan fazladır, hükümete hizmet eden kanallarda bu konu tartışıldı: Vay efendim ileride Millet İttifakı seçimi kazanırsa HDP’ye bakanlık verecekmiş. HDP teröristmiş, PKK’lıymış, onlara nasıl bakanlık verilirmiş?

 

Kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki AKP’nin oyları yüzde 30’un altına sarktı. Tek destekçisi MHP de kesinlikle baraja takılıyor. Cumhur İttifakı yeni bir seçimde TBMM’de çoğunluğu elde edemeyecek. İktidar için daha da riskli olanı, AKP Lideri Erdoğan’ın yüzde 50 artı 1’i asla bulamayacak olması.

 

19 Mayıs uzun yıllardır Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanıyor.

Ama bu bayramın öncesinde ve sonrasında bir milletin var olma-yok olma mücadeleleri bulunuyor.

Ve yanmış yakılmış, insan kaynakları kırılmış, hastalığın-açlığın kol gezdiği bir coğrafyada yeni ve büyük bir devletin temeli atılıyor.