İşte Lirayı bekleyen yeni gelişmeler

Geçen bahar aylarından beri şunu söyledik: AKP salgına hazırlıksız yakalandı. Dışa bağlı ekonomi kur arttıkça ithalat yapa yapa rezervleri yedi bitirdi. 

 

Analiz: Evren Devrim Zelyut

 

Salgınla görülen, ithal edilen emtia ve enerji fiyatları artışı enflasyonu Türkiye'de daha da çoğalttı. Üstüne bir de Amerikan Merkez Bankası'nın piyasaya para vermeyi kesip, verdiğini de çekme takvimi belirlemesi kurdaki artışı körükledi.

Ekonomide tablo kötüleştikçe Erdoğan, AKP'nin geleceğini kurtarmak için faiz indirimine gidecek dedik. Merkez Bankası'na verdiği talimatla bu gerçekleşti. Takip eden günlerde enflasyonun altına inen faizler kuru yukarı fırlattı. Ve ekledik dedik ki; faiz indirimini kamu bankaları takip edecek. Şimdi yeni bir şey söyleyelim mi?

Faiz indiren kamu bankaları kredi dağıtmaya başlayacak. Ama bu krediler üretime gitmeyecek. Sadece günü kurtarmaya yarayacak. Krediyi alan konut, dolar, hisse, altın ve bitcoin almaya başlayacak.

Yani yeni bir AKP klasiği izleyeceğiz. Tasarruflar yine üretimden uzak alanlara akacak. Piyasa canlanmış gibi yapacak, bu sırada Erdoğan çıkıp yine nutuklar atarak piyasanın düzeldiğini söyleyecek.

Ancak bu nutukları atmak geçmişteki gibi kolay olmayacak. Çünkü petrolün fiyatı varil başına 85 doları aşmaya çalışıyor, bu durum bizde enerji ithal edildiği için iğneden ipliğe bütün malların fiyatının artmasını beraberinde getirecek.

Diğer sıkıntılı haber gıda kanadından geliyor. Buğday fiyatları Eylül'de 235 dolardı şimdi 280 dolara vurdu, gıda enflasyonumuz artacak. Enflasyon ile Lira değer kaybedecek, dolar/TL yukarı gidecek. Vatandaşın cüzdanı artan fiyatlarla boşalacak.

Son olarak ABD Merkez Bankası FED piyasaya verdiği para miktarını kısacak, bu da kuru yukarı çekecek.

Ancak en önemlisi ise şu: Yukarıda saydığımız gerekçeler enflasyonu artırıp, Lira'yı ezerken, kuru savunacak rezervler artık yok.

Karşımızda rezervi bitik, ürettikçe enflasyon ve kuru artıran, üstüne salgınla dış alemden yansıyan enflasyon tokadını yemiş bir ekonomi var. Bu duruma 'Elçi Krizi' gibi dış siyasi hataları da eklersek, Erdoğan'ın Lira'yı yaktığını söylemek çok mu iddialı olur?

Siyaset ve ekonomide yapılan hataların bedelini kim ödeyecek? Elbette ki halkımız.

Geçtiğimiz hafta yabancı bankalar, Merkez Bankası'nın oyunun içinde kural değiştirmesi sonucunda, yani faizleri enflasyonun altına talimatla çekmesinden dolayı oluşan yeni duruma bağlı kur tahminlerini ilan ettiler. Bakın neler demişler:

Unicredit, 2021'in sonu için dolar/TL tahminini 1 lira 20 kuruş artırarak 10,5'e çıkardı.

HSBC, yıl sonu dolar/TL tahminini 8,65'ten 9,80'e, 2022 yıl sonu tahminini ise 8,80'den 10,70'e yükseltti.

Societe Generale, geçen hafta başında yıl sonu dolar/TL tahminini güncelleyerek 9,25'ten 9,80'e çıkarmıştı; ancak TCMB'nin faiz kararı sonrasında ikinci bir güncelleme ilan ederek yıl sonu kur tahminini 10,30'a yükseltti.

Bu rakamların etkisini daha net ortaya koyalım, yukarıda dedik ki, ekonomi dış girdi ile çalışıyor. An itibari ile KOBİ'lerin elinde girdi stokları var. Ancak bunlar kış ortasında bittiğinde ne olacak? Tekrar ithalat yapılmayacak mı? İthal rakamları çift hane kurdan olduğunda maliyetler roket gibi yukarı gitmez mi?

Alın size kış aylarında enflasyon, fakirlik ve ithal ettikçe kuru artıran sarmalın daha da büyümesi... Bunun üstüne Erdoğan'ın kendi siyasi ikbali için bastığı kredilerle dolara hücum edecek vatandaşları da düşünün, sizce ne olacak? Dolar/TL'de çok daha sıkıntılı noktalara ulaşmayacak mıyız?

Haber Kategorisi
Özel Haber