Adım adım gelen felaket: 20,25 dolar/TL

Gerçekleri söylediğimiz için bize felaket tellalı, mandacı iktisatçı diyenlere rakamlarla cevap verelim:

Gerçekleri söylediğimiz için bize felaket tellalı, mandacı iktisatçı diyenlere rakamlarla cevap verelim:

Siz ülkeyi 2002 yılında aldığınızda enflasyon %29,7 idi. İşsizlik %9,8 civarındaydı, kamunun iç ve dış borç toplamı ise 283 milyar TL idi.

Peki şimdi durum nedir? Güya vatansever, milliyetçi hükümetimiz ekonomideki tabloyu nereye getirdi? Bize bu kadar laf diyorlarsa, hakaret ediyorlarsa kesin yukarıda verdiğim rakamlardan daha iyi olması gerekir değil mi?

Ben size söyleyeyim nereye getirdiklerini. Dün TÜİK'in açılmak bilmeyen son derece kötü şekilde çalışan internet sitesinden aldığımız verilere göre, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %79,89, aylık %19,08 arttı.

Yani mallar daha firmadan çıkmadan %80 zam yemiş. Alt sektörlere baktığımızda durum tam bir felaket… Kok ve rafine petrol ürünleri %161,88, ham petrol ve doğal gaz %138,51, ana metaller %130,91 ile en fazla artan sektörler oldu. Peki bu ne anlama geliyor? Ülkede üretici fiyatları %80 artmışsa bunun tüketiciye yansıması dedikleri gibi %36 olur mu? TÜİK'in dediğine göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık %36,08, aylık %13,58 arttı…

Elbette ki üretici fiyatı 80 artmışsa bunu tüketici en az 82-83 olarak hisseder. Bugün Türkiye'de gerçek enflasyon dedikleri gibi 36 değil 80 üzerindedir…

Tüketici fiyat endeksine baktığımızda enflasyonda gelecek günlerde düşüşün olmayacağını çekirdek enflasyon dediğimiz 'özel kapsamlı TÜFE göstergeleri'nden de anlıyoruz. Bu rakamlar mevsimsel ya da bir defaya mahsus hareketleri çıkararak hesap yapmamıza yardım ediyorlar. Buna göre Özel Kapsamlı TÜFE Göstergesi (B tanımı, yani işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün, altın hariç) yıllık %34,89, aylık %13,90 arttı.

O zaman enflasyon rakamlarına baktığımızda sonuçlarını maddeler halinde özetleyelim:

1- Üzerimizdeki sefalet baskısı daha da artacak. AKP yanlış politikaları ile sadece yandaşlarına ve ihracatçılara huzur veriyor. Bizler ise azalan gelirimiz, artan fiyatlar karşısında ezilmeye devam edeceğiz.

2- Ne yazık ki resmî rakamlarda 36 olan enflasyon tarım ve sanayide sorunların devam ediyor olması ve kur seviyesinin tekrar 13 üzerinde taban bulması ile üretimde maliyet artışlarının devam etmesini doğuracak. Bu da 2022 bahar aylarında %50 civarı bir rakamı karşımıza getirecek.

Bu enflasyona göre ileri tarihli kur hesabı yaparsak, 13,5 spot kurun en az enflasyon kadar değer kaybı yaşaması beklenirse, 13,5x0,5 = 6,75 kayıp oluşacaktır. 12 aylık sürede 13,5+6,75 = 20,25 TL gibi bir kur rakamı karşımıza çıkabilir. Elbette ki bu bir yatırım tavsiyesi değildir. Artan enflasyon düşünüldüğünde varılması öngörülen teorik bir hedeftir.

3- 36 enflasyonu baz alsak bile 14 faizi düşündüğümüz zaman enflasyon eksi faiz yaptığımızda yani 36-14 = -22 puan negatif reel faiz vardır. Faiz ve enflasyon arasında makas açıldığı sürece halkın dolara kayışı nasıl önlenecektir?

Garibandan alarak zengin hesaplara verdiğiniz kur korumalı mevduat hesaplarının Hazine üzerinde oluşturacağı yük artacaktır. Böyle bir sistem adil midir? Böyle bir sistem, enflasyon roket gibi yükselirken devam ettirilebilir mi?

Bugün 14 seviyesi kırılmasın diye kamu bankalarının savunma yaptığına dair dedikodular ayyuka çıkmıştır. Borç parayla, swapla ya da vatandaş dövizi ile kur ne zamana kadar baskı altında tutulur? Ülkedeki ekonomik sistem yanlışken yapılan yamalar nereye kadar işe yarayacaktır? Sadece sorunu biriktirmek, şişirmek ve daha büyük bir patlamaya neden olmaktan öteye gidebilirler mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün TİM'de 225 milyar dolarlık ihracat rakamını bir zafer olarak anlattı. Ama bu ihracat yapılırken ne kadar ithalat yapıldığını söylemedi. Biz söyleyelim: Tam 271 milyar dolar… Dış ticaret açığımız eksi 45,9 milyar dolar oldu. Rakamın anlattığı şu: Üretmek için ithalata bağımlı bir ülkede ne enflasyon ne kur düşer…

Bugün yaşadığımız sorunların temelinde AKP'nin yanlış ekonomi modeli var diye yazmaktan usandık. Dış ticaret rakamları da bu sorunun ana kaynağını ortaya koyuyor. Peki kısa sürede bu sorunu çözmek mümkün mü? Hayır, çünkü Türkiye'ye artık reformlar da değil gerekli olan, bir üretim devrimdir. Ancak onu yapacak irade, bilgi ve insan kaynağı ise AKP'de yoktur. Bu nedenle seçimlere kadar kur ve enflasyon yükselirken geniş halk kitleleri acı çekmeye devam edecektir.

Haber Kategorisi
Özel Haber