7 Mayıs Haftaya Bakış

 

Evren Devrim ZELYUT / Avrasya Yatırım Stratejisti

 

Piyasalar kusursuz fırtınaya mı giriyor?

Seçim belirsizliği, kötü gelen ekonomik veriler ve artan jeopolitik riskler, piyasaların gireceği kusursuz bir fırtına için mükemmel bileşenler.

Geçtiğimiz haftanın en önemli ekonomik olayları uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's’un (S&P), Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi ve Tüketici Fiyat Endeksi (Enflasyon) rakamlarının beklentilerin üzerinde gelmesi oldu.

Gelecek haftaya ilişkin beklentilere geçmeden önce okurlarımızın takdirine sunmak istediğimiz bir konu var. Tüm ülke seçim heyecanı içindeyken 30 Nisan Pazartesi günü Borsa İstanbul’da oldukça sert bir satış gördük. İlgili gün endeks yaklaşık olarak 108 bin seviyesinden açıldı, 103 bin seviyesinden kapandı. Ertesi gün 1 Mayıs tatili nedeni ile piyasalar kapalıydı. 2 Mayıs Çarşamba günü ise S&P Türkiye'nin kredi notunu düşürdüğünü duyurdu.

Şimdi sormak istediğimiz sorular şunlar: Pazartesi günü Türk Borsası’ndaki satış işlemleri bir borsa suçu olan “İnsider Trading” yani içeriden haber alanların önceden davranarak satış yapması değil midir? Türk yatırımcıların not düşüşünden haberi yokken yabancı kurumlar hisse senedi portföylerini boşalttılar mı? Bu satış nedeni ile halka açık ya da açılmaya hazırlanan Türk şirketleri zarar gördü mü?

Bütün bu soruların yanıtlarını bulmak için umarım başta Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul uzmanları ve teftiş kurulları gerekli incelemeyi yaparlar. 2008 krizinde yapılan manipülasyonlar nedeni ile Amerikan sermaye piyasası kurulu SEC dünya bankacılık devlerine milyarlarca dolarlık cezalar yağdırmıştı…

KUSURSUZ FIRTINA MI GELİYOR?

Amerikan dolarında geçen haftaya 4,03’de başladık, en yüksek 4,29 seviyesini gördük ve kapanışı 4,22’den yaptık. Borsa İstanbul’da da bir haftada 108 binden 102 bine geriledik. Önümüzdeki hafta ne olacağına dair çıkarım yapabilmemiz için geçen hafta piyasayı olumsuz etkileyen faktörlere bakmamız faydalı olacaktır. Bunlar:

1-Seçim hala ekonomi ve piyasaların önündeki en büyük belirsizlik. Bu konuda sıkıntı sadece kimin kazanacağı değil, kazandıktan sonra sonuçların yurt içinde ve dışında da genel kabul görüp görmeyeceği meselesidir. CHP adayı Muharrem İnce’nin aday gösterildiği gün yaptığı konuşmada “50 bin avukat cübbelerini arabalarında taşısın” Meral Akşener’in “YSK’da abidik gubidik olursa o YSK’nın önüne koyacağım bir sandalye. O sonuçlar doğru çıkıncıya kadar oturacağım. Jiletle kazıyamayacaklar beni” beyanları bu riskin sinyalleridir.

2-Makro ekonomik yapı bozulmaya devam ediyor. Ekonomi politikası yöneticilerinin reformları ıskalamasının bedeli başta enflasyon olmak üzere makro verilerde kendini gösteriyor. En son yüzde 10,41 beklenen Nisan ayı enflasyonu 10,85 olarak geldi ve kurdaki, faizdeki yukarı hareketi tetikleyen ana unsur oldu.

3-Dış siyasete bağlı sorunlar seçim nedeni ile buzdolabına kaldırıldı. Ancak seçim süreci biter bitmez ABD ile S400 alımı ve Suriye konusunda yaşanan ihtilaflar çok sert bir şekilde karşımıza çıkacak. ABD Dışişleri sözcüsünün Afrin’e sivillerin dönüşüne izin verilmediği beyanı, Senato’da Türkiye’ye yaptırım hazırlıkları, Fransa’nın Münbiç’te ABD ve PKK/PYD ile nöbete başlaması bu riskin göstergeleridir.

4-Dış ekonomik alanda önemli gelişmeler var. Başta ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım beklentilerinin tetiklediği değerlenen dolar kuru olmak üzere, ABD-Çin arasındaki ticari görüşmelerden nasıl sonuçlar çıkacağı, yine Perşembe günü açıklanacak Amerikan enflasyon verisi piyasa rakamlarını doğrudan etkileyecek.

5-Petrolün varil fiyatı yükselerek 75 dolara ulaştı. Artan enerji maliyeti Türkiye’deki cari açık ve enflasyon üzerinde olumsuz etkiler yaratacak. Her ne kadar ABD üretiminin Rusya ve Suudi Arabistan’ı yakalayarak bir arz bolluğu yaratması beklense de, İran ile nükleer anlaşmanın iptalinin doğuracağı muhtemel bir krizde, Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyatların kesilme olasılığı önemli bir risk olarak karşımızda duruyor.

Özetle şimdi politika yapıcıların ne kadar maharetli olduğunu göreceğimiz fırtınalı günler bizleri bekliyor.

DOLAR VE BORSADA TEKNİK SEVİYELER

Amerikan dolarında bahsettiğimiz beş konu ile ilgili gerçekleşecek veri akışında bir iyileşme görmeden kalıcı düşüş beklemiyoruz. Geri çekilmelerde 4,13 ve 4,10 desteklerinin önemli olduğunu. 4,10 seviyesinin kırılmadan yükseliş trendinin son bulmasının zor olduğunu değerlendiriyoruz.

Anılan risklerin düzeylerinin aynı kalması halinde orta vadede, risk seviyelerinin negatif haberlerle artışı halinde ise kısa vadede 4,50/4,55 TL rakamlarına ulaşmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Borsa İstanbul için ise 101 bin seviyesinin bir dönüm noktası olduğunun altını çizelim. Zira 2017 yılında Eylül, Ekim ve Kasım aylarında endeksin 101/102 bin seviyesinden toparlanıp yukarı döndüğünü gördük. Yine aynı hareketin olması için belirtiğimiz risk düzeylerinde artışın olmamasının şart olduğunu, olası yukarı hareketlerde ilk hedefin 104.800 sonrasında 106 bin olduğunu belirtebiliriz.

101 bin seviyesinin kırılması ise sert geri çekilmelerin yaşanacağı düşüş trendinin devam etmesi anlamına gelecektir.